Genç çifti üzen haber!

Araştırmaya göre; tuz, bağışıklık sistemimizde vücudumuzu hedef alan bazı noktaları harekete geçiriyor olabilir.

Uzmanlar bulguların çok ilginç ve akla yatkın olduğunu; ancak MS hastalığına sahip kişiler için bir çare olmadığını belirtiyor.

Vücudun enfeksiyonlara karşı savunma sisteminde bir tersliğin yaşanması durumunda, vücut harekete geçip Tip-1 şeker hastalığı, eklem iltihabı ya da MS gibi otobağışıklık sistemi hastalıklarına neden olabilir.

Bu tür hastalıklara sahip olma riski genetik özelliklere bağlı olarak artabiliyor ancak çevresel faktörlerin de büyük bir etkisi var.

MS hastalığının nedenleri ile ilgili temel teorilerden biri bunun viral bir enfeksiyon olduğu. Ancak sigara içmek ve D vitamini eksikliği de hastalığın nedenleri arasında.

Nature dergisinde yayınlanan bu araştırmanın sonuçlarına göre; aldığımız tuz oranı da bu tür hastalıklara neden olan faktörler arasında olabilir.

TAVSİYE İÇİN HENÜZ ERKEN

Uzmanlar araştırmanın bu erken dönem bulgularının yorumlanması konusunda dikkatli olunması gerektiği belirtiyor.

Tuz ve bağışıklık sistemi hastalıkları arasında bir ilişkinin olup olmadığının bulunması için fazla tuz alımının neden olduğu yüksek tansiyon gibi hastalıklarla ilgili de araştırmalar yapılıyor.

Broad Enstitüsü’nden Dr. Aviv Regev “Şu anda yapabileceğimiz tek şey, mevcut bulguları kamuoyuna açaıklamak. Şu aşamada herhangi bir tavsiye veremeyiz. Bilimsel bulgu ve bunun klinik tedavi aşamasına uygulanması arasında her zaman bir boşluk vardır” dedi.

Tuzun, sigara içmek ve güneş ışığı gibi bu hastalıklar üzerinde bir etkisi olabileceğini belirten Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Alastair Compston “Ancak bu aşamada az tuz almının MS’e bir çare olacağını söyleyemeyiz. Zaten bu hastalığa sahip biri az tuzlu diYete başlasa bile iş işten geçmiş olacak” dedi.

Antalya’da insanlık rekoru

Organ bağışı bundan sonra vasiyet şeklinde yapılacak. Hayattayken organlarını bağışlamak isteyenler için vasiyetname şeklinde düzenlenecek bağış formu Sağlık Bakanlığı’nın sistemine işlenecek.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü İrfan Şencan, organ bağışının artırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında düzenlemeye gidileceğini bildirdi.
Türkiye’de bir kişinin sağlığında organlarını bağışlasa bile öldükten sonra organlarının alınabilmesi için ailesinin onayının gerektiğini hatırlatan Şencan, mevcut uygulamada, organlarını bağışlayanlar için düzenlenen kartın, her zaman bağışçının üzerinden çıkmadığını, bu karardan haberi olmayan ailenin de organ bağışı yapmadığını söyledi.

”Bilinirse sıcak bakılıyor”

İrfan Şencan, vasiyetname şeklinde düzenlenecek bağış formlarıyla artık ailelerin organ bağışı yapan yakınlarının kararından bilgi sahibi olacaklarını belirten Şencan, yeni uygulamayla ilgili şu bilgileri verdi:

”Aileler hayatını kaybeden yakınlarının sağlığında organ bağışı yaptığını duyunca organ bağışına daha sıcak bakıyor. Bu nedenle sağken organ bağışı yapan bir kişinin ailesinin bundan bilgi sahibi olması büyük önem taşıyor. Yeni uygulamayla organ bağışı bir vasiyet formatına getirilip bakanlığımızın sistemine işlenecek. Aynı zamanda kişinin uygun gördüğü aile fertlerinden biri aranıp organ bağışıyla ilgili bilgilendirilecek.”

Organ bağışı yapanın bilgilerinin Sağlık Bakanlığı’nın sisteminde kayıtlı olacağını kaydeden Şencan, bu kişinin beyin ölümü tespit edildiğinde, kayıtlarına bakılacağını, organ bağışı yaptığı tespit edilirse de bunun aileye bildirileceğini anlattı.

Uygulamanın 1-2 ay içinde başlamasının planlandığını bildiren Şencan, ”Organlarının bağışlanmasını vasiyet eden birinin sağlığında aldığı bu karara ailenin saygı göstereceğini umuyoruz” diye konuştu. 

Tüketmeden önce iyi düşünün

Türk Nefroloji Derneği Bursa Şubesi’nin yaptığı araştırmaya göre dünyada erişkinlerin yaklaşık yüzde 10′unda böbrek hastalığı bulunduğu tahmin ediliyor.

Türk Nefroloji Derneği’nin gerçekleştirdiği CREDIT çalışması, Türkiye’de erişkinlerin yüzde 15.7’sinde çeşitli evrelerde böbrek hastalığı bulunduğunu gösterdi. Araştırmaya göre ülkemizde her 7 kişiden birisinin kronik böbrek hastası olduğu ifade edilirken, 10 kronik böbrek hastasından sadece birinin hastalığın farkında olduğu öğrenildi.

Son dönem böbrek yetmezliği gelişen hastaların yaşamını sürdürebilmesi için diyaliz ve böbrek nakli tedavilerinin uygulanması gerektiğinin belirtildiği araştırmada, tedavilerin global maliyetinin 1 trilyon doların üzerinde olduğu öğrenildi. Ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış yaklaşık 65 bin hastanın bulunduğunun dikkat çekildiği araştırmada, sağlık bütçesinin yüzde 5′inden fazlasının bu hastalar için harcandığı ortaya çıktı. Uzmanlar, kronik böbrek hastalığının giderek artan tıbbi, sosyal ve ekonomik yükünü azaltmak için şu önerilerde bulunuyor:

“Kronik böbrek hastalığının olumsuz sonuçlarını engellemenin en etkin yolu hastalığın tedavisinden çok önlenmesine dayalı, ulusal ölçekli bir hastalık yönetimi modelinin biran önce hayata geçirilmesidir. Bu bağlamda, sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerinin toplum tarafından benimsenmesi ve uygulanması hastalığın büyük oranda kontrolünü sağlayacaktır. Bunun için düzenli egzersiz yapmalı, sağlıklı beslenmeli ve ideal vücut ağırlığımızı korumalı, tuzu azaltmalı, yeterli su içmeli, sigaradan ve aşırı alkol tüketiminden kaçınmalıyız”  

Hastalıktan tamamen kurtuldu

Sağlık Bakanlığı, bakanlığın adını kullanıp sigara bırakmak isteyenlere ilaç ve bitkisel ürün satmak isteyenlere karşı mücadele başlattı.

Bu tür dolandırıcılar hakkında suç duyurusunda bulunan Bakanlığın, ilaç ya da bitkisel ürün şeklinde sigara bırakma desteği satmadığı, bu amaçla arayanlara inanılmaması istendi.

Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu yetkililerinden aldığı bilgiye göre bakanlığın Alo 171 Sigara Bırakma Hattı’na arayanlar ilk olarak çağrı karşılayıcılar tarafından değerlendiriliyor. Arayan kişinin bağımlılık durumu tespit edildikten sonra iki yoldan biri izleniyor.

Hafif içicilere sigarayı bırakmak için izlemesi gereken yolla ilgili bilgi veriliyor ve tedavi planlaması yapılıyor.

Arayan ağır içici ise en yakın sigarayı bırakma polikliniğine yönlendiriliyor. Profesyonel yardım almak isteyen hafif içiciler de böyle bir talepte bulunursa yine sigarayı bırakma polikliniğine yönlendiriliyor.

Polikliniğe yönlendirilmeden tedavi planlaması yapılan kişiler 1. hafta, 1. ay, 3. ay, 6. ay ve 1. yılın sonunda aranıp kontrol ediliyor. Bu kişilere sigarayı bırakıp bırakmadığı soruluyor, bıraktılarsa tebrik ediliyor ve mücadeleden vazgeçmemeleri için önerilerde bulunuluyor.

Bakanlık yetkilileri, hattı arayanların bu periyotlar dışında kesinlikle aranmadığını ve herhangi bir ürün satışı için öneride bulunulmasının söz konusu olmadığını vurguladı.

Sağlık Bakanlığı’nın hiç bir sigarayı bırakma ürünü ya da ilacının satışını yapmadığını ifade eden yetkililer, ”Bakanlığımızın adını kullanarak sigarayı bırakma isteyenlere yardım öneren ya da ürün satmak isteyenlerle ilgili suç duyurusunda bulunduk. Halkımız bu kişilere kesinlikle inanmasın. Zaten Türkiye’de ruhsatlı bitkisel sigarayı bırakma ürünü yok” diye konuştu.

171′den yardım isteyenlerin arandığı iddiası

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, ”171 sigarayı bırakma hattından destek isteyenlerin, kısa bir süre sonra bazı kişilerce arandığı ve sigarayı bırakma ürünü satılmak istendiği” iddialarıyla ilgili de, şu bilgileri aktardı:

”Bizi arayanların bilgisinin çıkar amaçlı başkalarına verildiği iddiası doğru değil. Bu konuyu araştırdık. Bakanlığın adı kullanarak arananların çoğunun 171′i aramadığı, hatta sigara bile içmediğini tespit ettik. Ama yine de Alo 171 hattını arayanların gizliliğin korunması için çağrı karşılayıcıların sigara bırakmak için yardım isteyenlerin telefon numarasını görmesi engellendi. Bu hattı arayanlara daha sonra tekrar dönülmesi gerekiyorsa bunu çağrı karşılayıcılar değil, bunu bakanlığımızın sağlık personeli yapıyor. Bu bilgiler sadece belirli kişiler tarafından görülebildiği için istismar edilmesi mümkün değil.” 

Bakanlık bu ilacı toplatıyor

11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası. Dünya Sağlık Örgütü; hipertansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak amacıyla günlük tuz tüketimini 5 gram’dan az olarak öneriyor. Bu da bir çay kaşığı tuz anlamına geliyor.

TUZU AZALTMAK ŞART

Günlük tuz tüketiminin günde 5 grama indirilmesi ile her yıl dünyada kalp krizi ve inmeye bağlı 2.5 milyon ölüm önlenebilir. Liv HOSPITAL Nefroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Tekin Akpolat tuzun azaltılmasının pek çok hastalığın tedavisi için gerekli olduğunu söylüyor ve herkesi uyarıyor: “Size sormadan çayınıza ya da kahvenize şeker ekleyebiliyorlar mı? Öyleyse neden size sormadan yemeklerinize tuz ekleyebiliyorlar? Buna izin vermeyin, sağlığınızı koruyun.”

YEMEĞİN TADINA BAKMADAN ELİNİZ TUZLUĞA GİTMESİN

Tuzun azaltılması kan basıncını kontrol altına almanın yanı sıra hipertansiyon gelişimini de önleyebilir. Hipertansiyon sorunu ile karşılaşmamak için yapılacak işlerden birisi de tuzun azaltılmasıdır. Birçoğumuzun eli yemeğin tadına bile bakmadan tuzluğa gidiyor, eskiden bol tuzlu yiyenler yaşlanınca, hipertansiyon hastası olunca tuzun tadını unutmak zorunda kalıyor. Ailelerinin bol tuzlu yediğini gören çocuklar da aşırı tuz tüketimine yöneliyor. Tuz tüketimini kontrol altına alarak sadece yaşlılıkta değil daha erken yaşlarda hipertansiyonun ortaya çıkmasını da önlenebilir. Hipertansiyonu olan hastalar daha az tuzlu yiyerek yüksek kan basınçlarının kontrol altına alınmasını da kolaylaştırırlar. Yüksek tansiyon için önemli olan sofra tuzu olarak bilinen NaCl’dür. Batı tarzı beslenmede kişiler günde ortalama 8-9 gram tuz alırlar. Bu tuzun günde 5 grama düşürülmesi kan basıncının kontrol altına alınmasını kolaylaştırır.

Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıklarının 2012 yılında yaptığı araştırmaya göre günde ortalama 15 gram tuz alıyoruz. En önemli tuz kaynakları yemek pişirilirken eklenen tuz ve ekmektir.

TUZ TÜKETİMİNİ AZALTACAK 10 ÖNERİ

1. Yemeğin tadına bile bakmadan tuz koymayın. Tuzsuz yemek çok tatsız diyorsanız biber, sirke, limon suyu ve değişik bitkilerle yemek tatlandırılabilir.

2. Tuzsuz ekmek yiyin. Taze sebze yiyin. Konserve, turşudan uzak durun.

3. Yemek pişirirken tuz koymayın, pişirdikten sonra da koymayın.

4. Tuzu azaltılmış peynir yiyin.

5. Doktor veya eczacıya danışarak yapay tuz kullanabiliriz

6. Dışarıda yemek yerken seçici olun

7. Nane, kekik, soğan, sarımsak yemeklere tuz olmadan lezzet verir. Etleri sarımsak, sirke, limon suyu ile terbiye edin.

8. Sebze, meyveler genel olarak az tuz içerir

9. Taze fındık, ceviz, semizotu yemeğe lezzet katar

10. Alışveriş yaparken gıda etiketindeki tuz miktarına bakalım.

TUZUN ZARARLARI

• Mide kanseri

• İnme

• Kalpte büyüme

• Kalp yetmezliğ

• Vücutta şişlik

• Böbrek hastalığı

• Böbrek taşı

• Kemik erimesi

PRATİK BİLGİLER

• Tuzsuz bir yaşam düşünülemez ancak yeterli beslenen bir kişide tüketilen gıdaların içinde bulunan tuz yeterlidir.
• Yemeklere hiç tuz katmadan yaşamak mümkün.
• Gıdaların bozulmaması için tuza gerek yok, derin dondurucular var.
• Günlük tuz tüketiminin günde 5 grama indirilmesi ile her yıl dünyada kalp krizi ve inmeye bağlı 2.5 milyon ölüm önlenebilir.
• Tuz alımının günde 3 gram azaltılması dünyadaki yıllık sağlık harcamasını milyarlarca dolar azaltabilir.
• Tuzlu yemeye çocuklukta alışıyoruz.
• Tuz tadı kazanılan bir alışkanlıktır.
• Bebek ve çocuklar az tuzlu/tuzsuz yemeğe alıştırılırsa tuz tadını aramazlar.

Eşek sütü deyip, geçmeyin

Sakarya’da, 20 gün önce Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde gerçekleştirilen doğum sırasında hastane mikrobu kaptığı iddiasıyla Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yoğun bakıma alınan 18 yaşındaki Merve Uslu hayatını kaybetti.

Sakarya’nın Kaynarca İlçesinde yaşayan Merve Uslu, 21 Şubat’ta Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde gerçekleştirilen doğum sırasında hastane mikrobu kaptığı iddiasıyla tedavi altına alındı.

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakımda tedavi altına alınan genç anne buradan ambulansla Yenikent Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Gerekli tetkiklerin yapılabilmesi için tekrar Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen genç anne yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. 21 gündür tedavi olan Merve Uslu, bugün yaşam savaşını kaybetti.

Sürdürdüğü yaşam savaşını kaybeden Merve Uslu, Kaynarca İlçesi Şeyhtımarı Köyü Konak Camii’nde cuma namazını müteakiben kılınan cenaze namazının ardından evinin bahçesine getirildi. Merve Uslu, burada okunan dualardan sonra Şeyhtımarı Köy Mezarlığına defnedildi.

DAVA AÇACAK

Doğum sırasında kaptığı hastane mikrobunun neden olduğu enfeksiyonlardan dolayı organlarının iflas ettiği ve bu yüzden eşinin hayatını kaybettiğini belirten acılı eş Özgür Uslu; “Bundan sonra gerek neyse onu yapacağım. Ben eşimi elimle götürdüm, geçen röportajda söylediğim gibi elimle götürdüm yoğun bakıma kadar düştü en son uyanacağını söylediler. Dün gece saat 02:30’da koşa koşa yukarı çıktım eşimin öldüğü haberini aldım. Yüksek enfeksiyondan organ iflasından öldü dediler. Başka diyecek bir şeyim yok gerek neyse yapacağım uygulayacağım hastaneye davamı açacağım” dedi.

Mideden çıkan ilginç cisimler

Eskişehir’de 12 gün önce 5,5 aylıkken dünyaya gelen 560 gram ağırlığındaki ‘parmak bebek’ hayati tehlikeyi atlattı.

Kuvözde özel bakıma alınan bebeğin hastanedeki tedavisinin 3 ay daha devam edeceği bildirildi. Ailesinin isim vermediği bebeğe hastane çalışanları ‘Burçin’ ismini koydu.

12 gün önce Eskişehir Devlet Hastanesi yeni doğan ünitesine başvuran 5 buçuk aylık hamile İsmihan Koç. erken doğum yaparak bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Hastanede kuvözde özel bakımda tutulan ‘parmak bebeğe’ hastane çalışanları adeta gözü gibi bakıyor.

Uzman Çocuk Doktoru Ali Haydar Turhan, parmak bebeğin 12 gün önce hastanelerinde dünyaya geldiğini söyledi. 5,5 aylıkken 560 gram olarak dünyaya gelen parmak bebeğin hemen kuvözde bakıma alındığını kaydeden Dr. Turhan, 10 gün boyunca solunum cihazına bağlı olarak yaşayan bebeğin şu an için hayati tehlikeyi atlattığını kaydetti.

Bebeğin tedavisinin özel olarak sürdüğünü, durumunun iyi olduğunu, ancak beslenme sıkıntısının devam ettiğini dile getiren Dr. Turhan, “Şu anda 12. gününde. Bebeğimizin en büyük şansı burada doğmuş olması. Çünkü en büyük isteğimiz, bu tür bebeklerin nerede bakılacaklarsa, orada doğmaları.” dedi.

Bu anlamda bebeğin oldukça şanslı olduğunun altını çizen Dr. Turhan, “Başka yerlerde doğan çocuklar hastaneye gelinceye kadar yolda hayatını kaybediyor. Hastanemiz erken doğanlarda önemli bir merkez. Erken doğan bebeklerde beyin kanaması meydana geliyor ve bebek hayatını kaybediyor. Bu bebekte bu türden sorunlar yok, her şey iyi gidiyor. Üzerimize düşeni erken doğan servisimiz çalışanları ile üzerimize düşeni yapıyoruz.” diye konuştu.

Dr. Turhan, bebeğin beslenme sıkıntısını aşması durumunda, durumunun ileride daha da iyi olacağını belirterek, “Bebek çok küçük. Ama diğer bebeklerden farklı değil. Bütün çalışanlarımız sürekli bebeğin başındayız. Titiz bir şekilde müdahalesini yapıyoruz.” dedi.

Bebeğe ailesince henüz isim konmadığını dile getiren Turhan, “Aile bebeğin durumu riskli olabileceği için isim koymaktan çekiniyor. Çünkü bu tür bebekleri kaybetme riski çok fazla. Ama biz hastane çalışanları olarak ‘Burçin’ koyduk. İnşallah adıyla birlikte güzelce yaşacağını umut ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Damacana sulara çipli takip!

Yapılan çalışmalara göre; çeşitli mineral, vitamin, enzim ve antioksidanlar içeren nar ekşisi, bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Yediklerinde daha fazla GDO, katkı maddesi ve hormon istemeyenler, artık lezzetin yanında sağlığa fayda konusunu da önemsiyor. Bu hassasiyeti göz ardı etmeyen uzmanlar, salata ve ekşili dolmalara kattığı lezzetle tanınan nar ekşisini de araştırdı.

BAHAR YORGUNLUĞUNA ÇÖZÜM

Yapılan araştırmalara göre; bağışıklık sistemimizi zayıflatan ve kanser gibi hastalıkların önünü açan toksinlerle mücadelede içeriğindeki antioksidan sayesinde nar çok önemli bir yere sahip. Narın en lezzetli hali ve salatalarımızın vazgeçilmezi nar ekşisi de bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı korunmada en doğal yardımcılarımızdan.

Enfeksiyonlara karşı vücut direncini koruyan ve artıran nar ekşisi, aynı zamanda enerji veriyor ve yorgunluğu gideriyor.

Doğanay Gıda’nın uzmanların da önerdiği nar ekşisi, baharın yaklaştığı şu günlerde özellikle yoğun çalışanların korkulu rüyası haline gelen “bahar yorgunluğu”na karşı çözüm.

HER DERDE DEVA

Kolesterol ve kan şekerimizi dengeleyerek artmasını engelleyen nar ekşisinin faydaları saymakla bitmiyor. İshali önleyen ve tedavisinde bitkisel destek sağlayan nar ekşisi, bağırsak parazitlerinin de düşmanı.

İdrar söktürücü özelliği ile toksin atılımına yardımcı olan nar ekşisi, cilde esneklik sağlayarak pürüzsüz bir görünüm kazanmasında da etkili oluyor.

Uzmanlardan önemli uyarı

Sağlık Bakanlığı’nın kamu-özel ortaklığıyla kurmayı planladığı şehir hastaneleri ile Türkiye 46 bin yeni yatağa kavuşacak.

Bakanlık, 13 bin yatak kapasiteli Ankara’da 2, Kayseri, Elazığ, İstanbul ve Yozgat’taki 6 şehir hastanesini tamamladı. İstanbul’da 6, Ankara’da 3, İzmir ile Diyarbakır’da 2′şer ve aralarında Elazığ, Isparta ve Şanlıurfa’nın bulunduğu 22 şehirde 1′er olmak üzere 35 şehir hastanesi kurulacak. 5 yıldızlı otel konforuna göre dizayn edilecek şehir hastanelerinde kalpten, organ nakillerine, anne evinden klinik otellere kadar her türlü sağlık hizmetleri bir arada bulunacak.

BAŞBAKAN’IN HAYALİYDİ, GERÇEK OLDU

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “9 yıllık hayalim” dediği Şehir Hastaneleri Projesi hayata geçiriliyor. Sağlık Bakanlığı şehir hastanelerinin tüm özelliklerinin anlatıldığı ‘Sağlıkta Kamu ve Özel İşbirliği Modeli ve Şehir Hastaneleri’ başlıklı bir rapor hazırladı. Rapora göre, Türkiye’deki hastalara ayrılan yatak sayısı 46 bin 635 artacak.

Bakanlık aralarında Ankara, İstanbul ve Kayseri’nin bulunduğu 5 şehirde inşa edilecek 13 bin kapasiteli 6 şehir hastanesinin ihalesini tamamladı. Bin 584 yataklı Kayseri Şehir Hastanesi, 3 bin 566 yataklı Ankara Etlik Şehir Hastanesi, 3 bin 660 yataklı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, bin 40 yataklı Elazığ Şehir Hastanesi, 2 bin 680 yataklı İstanbul İkitelli Şehir Hastanesi, 473 yataklı Yozgat Şehir Hastanesi’nin 560 yataklı Manisa, 840 yataklı Konya, bin 250 yataklı Mersin, bin 360 yataklı Bursa, bin 550 yataklı Adana, bin 875 kapasiteli Gaziantep, 2 bin 60 yataklı İzmir Bayraklı Şehir hastaneleri ile 8 ilde inşa edilecek 2 bin 400 kapasiteli Fizik, Tedavi, Rehabilitasyon ve Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri hastanelerinin pazarlık süreçleri tamamlanma aşamasında.

Trabzon, Şanlıurfa, Tekirdağ Yüksek Planlama Kurulu’na sunuldu

Rapora göre Isparta, Kocaeli ve Eskişehir’e inşa edilmesi planlanan 2 bin 970 kapasiteli 3 şehir hastanesi ile ilgili ihale süreçlerinde sona gelindi. 7 bin 815 yatak kapasiteli şehir hastanelerinin fizibilite raporları hazırlandı ve Yüksek Planlama Kurulu (YPK) onayına sunuldu. Bunlar 415 yataklı İstanbul Üsküdar, bin 40 yataklı İstanbul Bakırköy, 900 yataklı Samsun Şehir Hastanesi, bin 200 yataklı İzmir Güney Tepecik, bin 700 yataklı Şanlıurfa, 480 yataklı Tekirdağ, bin yataklı Denizli, 480 yataklı Ankara Sincan Hastanesi, 600 yataklı Trabzon Fatih hastaneleri bulunuyor.

Diyarbakır, Bolu, Kahramanmaraş YPK onayına sunulacak

Rapora göre, 10 bin 550 yatak kapasiteli 11 hastane ile ilgili raporlar Yüksek Planlama Kurulu onayına sunulmayı bekliyor. YPK onayına sunulacak 11 projede şu hastaneler bulunuyor: “Bin yataklı Antalya, 750 yataklı Diyarbakır Kayapınar, 600 yataklı Diyarbakır Yenişehir, 500 yataklı Kahramanmaraş, 400 yataklı Bolu, 3 bin 700 yataklı İstanbul Sancaktepe, 400 yataklı İstanbul Fatih Sultan Mehmet, 100 yataklı Manisa Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri, 600 yataklı Aydın, 300 yataklı İstanbul Erenköy ve 600 yataklı Ordu hastaneleri.”

İstanbul’da 6, Ankara’da 3, İzmir ile Diyarbakır’da 2′şer ve aralarında Elazığ, Isparta ve Şanlıurfa’nın bulunduğu 22 şehirde 1′er olmak üzere 35 şehir hastanesi kurulacak.

Şehir hastanelerinin kurulacağı yerleşim merkezleri şöyle: “Kayseri, Ankara Etlik, Ankara Bilkent, Elazığ, İstanbul İkitelli, Yozgat, Manisa, Konya, Mersin, Bursa, Adana, Gaziantep, İzmir Bayraklı, Isparta, Kocaeli, Eskişehir, İstanbul Üsküdar, İstanbul Bakırköy, Samsun, İzmir Güney Tepecik, Şanlıurfa, Tekirdağ, Denizli, Ankara Sincan, Trabzon Fatih, Antalya, Diyarbakır Kayapınar, Diyarbakır Yenişehir, Kahramanmaraş, Bolu, İstanbul Sancaktepe, İstanbul Fatih Sultan Mehmet, Aydın, İstanbul Erenköy, Ordu.”

Öte yandan, Afyon, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul Bakırköy, Malatya, Samsun, Trabzon, Van ve Manisa olmak üzere 9 merkezde de fizik, tedavi, rehabilitasyon ve yüksek güvenlikli adli psikiyatri hastaneleri kurulacak.

Bakan kamuoyundan ne istedi?

Sağlık Bakanlığı, sigarayı bırakmak isteyenler arasında son zamanlarda adeta moda haline gelen elektronik sigaraya karşı uyarılarda bulundu. İnternet veya başka kanallarla satılan elektronik sigaraların ruhsatsız olduğu, bu cihazların birçok ülkede yasaklandığı belirtildi.

Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Türkiye’de bugüne kadar ”elektronik sigara” adıyla ithalat izni alan veya ruhsatlandıran ürün bulunmuyor.

Bu ürünler, ülkeye kaçak yollarla sokulduğu için de içeriği denetlenemiyor. Ancak güvenlik güçlerince ele geçirilen ürünlerden elde edilen bulgulara göre, bu cihazların insan sağlığını son derece olumsuz etkileyebileceği hatta ölüme yol açabileceği belirtildi.

ABD YILLAR ÖNCE UYARMIŞ
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, ABD’nin ilaç ve gıda otoritesi ”Food and Drug Administration” (FDA) tarafından bundan 4 yıl önce elektronik sigarayla ilgili uyarı yaptığı hatırlattı. 

Yetkililerin verdiği bilgiye göre, FDA’nın 2 firmaya ait 18 çeşit elektronik sigara kartuşu üzerinde yaptığı incelemede, örneklerin yarısının kanserojen olduğu bilinen ve tütünde de yer alan nitrosamine içerdiği belirlenirken, yüzde 1 oranında insanlar için toksik olduğu bilinen dietilen glikol saptandı.

Çoğu örnekte ise tütünde de yer alan ve insan sağlığına zararlı olduğu daha önce ispatlanan anabasine, myosmine ve beta nikotryine tespit edildi, nikotin içermediği belirtilen örneklerin tümünde düşük seviyede de olsa nikotin bulundu.

FDA’nın bu araştırmalar doğrultusunda, elektronik sigaraların gösterildiği gibi masum olmadığı ve bu konuda yapılan sağlık uyarılarının yetersiz olduğunu raporladığına dikkat çekildi.

Kanada Sağlık Ajansı’nın da 2009′da elektronik sigaraların nikotin zehirlenmesine yol açma veya nikotin bağımlılığını tetikleme gibi olumsuz etkilere yol açabileceği uyarısında bulunduğu bildirildi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) ise elektronik sigaraların, toksisite çalışmaları da dahil yeterli çalışma yapılana kadar ”sigara bırakma tedavisi” olarak kabul edilemeyeceğini vurguladığı ifade edildi.

Birçok ülkede tıbbi cihaz olarak satışı ruhsata bağlı olan elektronik sigaranın Brezilya, Tayland, Singapur ve Avustralya gibi ülkelerde satışı yasak.